Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Faruk Anbarcıoğlu

Faruk Anbarcıoğlu

Faruk Anbarcıoğlu
farukanbarcioglu@hotmail.com

Karda ki Şehadet

04 Mart 2021 - 23:48 - Güncelleme: 04 Mart 2021 - 23:50

İnsanlık tarihi asırlar boyunca yaklaşık on dört bin büyük savaş gördü. Bunların en önemlilerinden biri şüphesiz Çanakkale Savaşı’dır, ama bunların en acılarından biri de maalesef yine ülkemizde Sarıkamış’da yaşanan bir başka  Mehmetçik Destanıdır. Allahuekber Dağlarında -38 derece soğukta üç metre karda yaşanan acı bir destan, acı bir sonuç. Dünya tarihi kanla yazılan savaşlara, zaferlere, hezimetlere  bir çok kez tanıklık etmiştir ama, karda yazılan böyle bir tabloya  rastlamamıştır. Açlığın, kıtlığın, susuzluğun, tifonun, yoksulluğun, her türlü imkansızlığın vahşice dört bir koldan sardığı Mehmetçik, Devletinin aldığı karara gözünü bile kırpmadan yürekten teslim olmuştur. Aslında bu kararda İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden Talat, Enver ve Cemal Paşaların ihtiraslarının etkisi tartışılmalıdır. Gerçi onların fikri Kafkas Cephesi’nde Rusları yenip, Orta Asya ile Anadolu’nun siyasi, ekonomik ve askeri alanda birleşmesini istemekteydiler. Yani Anadolu ile Kafkasya arasında bir köprü oluşturmaktı düşünceleri. Elbette üç bin üç yüz metre yükseklikte, eksi 38 dereceyi bulan soğukta, üç-dört metrelik kara, fırtınaya, tipiye; vatanının bütünlüğü ve gelecek nesillerin huzuru için sırtında 25 kiloluk teçhizatıyla ölümüne yürümek, ancak muazzam bir dava uğruna gerçekleşirdi. Nasıl Çanakkale’de bir avuç kuru üzüm ile karınlarını doyurarak vatan müdafaa edildiyse, Sarıkamış’da da durum farklı değildi. Hatta daha da kötüdür. 22 Aralık 1914 de başlayan harekat 15 Ocak 1915 de biterken maalesef doksan bin Mehmetçiğin bir çoğu savaş meydanında düşman askerini göremeden, bir kurşun bile atamadan karlardaki şehadetini yazar dünya tarihi.
1 Kasım 1914'te Ruslar, Sarıkamış üzerinden Erzurum Köprüköy'e saldırdılar.
Kasımın başlarındaki Köprüköy ve Azap muharebelerinde 3.Ordumuz Rusları      geri çekilmeye zorladı. Bunda başarılı da oldu. Ancak Rusları söküp atmak mümkün olmadı. Kar yağmaya başlamış, dağlar karla kaplanmıştı. 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, o karda kışta, yarı aç, yarı çıplak bir savunma ordusuyla düşmanın üzerine daha fazla gitmeyi uygun bulmayıp harekatı durdurdu. 3.Ordu Köprüköy'de beklemeye başladı.
HAREKAT KARARI
Enver Paşa, bir kuşatma harekatıyla Rus ordusunun yok edilmesini, böylece 36 yıldır düşman elindeki Kars, Ardahan ve  Sarıkamış'ın kurtarılmasını istiyordu.     
Osmanlı Orduları Genelkurmay Birinci Başkanı Fridrich Bronsart von Schellendorf ve müttefik Alman subayları da bu düşüncedeydi.
Enver Paşa, Genelkurmay İkinci Başkanı Hafız Hakkı Bey'i durumu incelemesi için Kafkas Cephesi'ne gönderdi. Hafız Hakkı Bey 2 Aralık'ta Erzurum Köprüköy'e geldi.  Burada Hasan İzzet Paşa ve kurmaylarıyla görüştü. 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, 10. Kolordu Komutanı Ziya Paşa ile 9. Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa o şartlarda bir harekata karşı çıktılar. 
Enver Paşa, Alman Bronzard Paşa ile birlikte 13 Aralık'ta 3. Ordu Karargahı'nın bulunduğu Erzurum Köprüköy'e geldi.
15 Aralık'ta Sarıkamış Harekatı için bir toplantı yaptı. O toplantıda Hasan İzzet Paşa, Enver Paşa'nın gözlerinin içine baka baka şunları söyledi:
“3. Ordu, Sarıkamış'ta Ruslara karşı bir harekata hazır değildir. Ordu zayıftır, eksikleri çoktur. Yiyeceği yoktur. Askerlerin çoğu yazlık elbiselidir. Her yer karla kaplıdır. Soğuk sıfırın altında 39 dereceyi buluyor. Askeri mahvederiz.” Diyerek askerin durumunu detaylı bir şekilde anlatıyordu.
Enver Paşa öfkeyle konuştu:
“Köprüköy ve Azap'ta Rusları yenenler bu askerler değil mi. Başarı dış görünüş ve elbiseyle değil, her askerin kalbindeki yiğitlik ve cesaretle kazanılır.  Kimse ‘giyeceğimiz, yiyeceğimiz yok' demiyor! Hepsi ‘saldıralım' diyor. İşte buradaki herkes ‘saldıralım' demiyor mu?”
Hasan İzzet Paşa, Enver Paşa'nın sözünü keserek “Senden korkuyorlar da ondan!” dedi.
Bunun üzerine çok sinirlenen Enver Paşa, “Dua edin Harbiye'den hocamsınız! Yoksa sizi Divan-ı Harbe verirdim!” diyerek toplantıyı bitirdi.
Enver Paşa İstanbul'dan hareket ederken 10. Kolordu Komutanı Ziya Paşa'yı emekli etmişti. Onun yerine Hafız Hakkı Bey'i “Paşa” yapıp bu göreve atamıştı. O bölgeleri çok iyi tanıyan 9. Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa'yı da emekli etmiş, onun yerine de Ali İhsan Paşa'yı getirmişti. 11. Kolordu Komutanlığı'na.  İşte savaşın kırılma anı budur. Askerî ve savaş tecrübesi olmayan komutanların askerin başına gelmesi en kötüsü de Alman subayların bu işin başında olması. Çünkü  Almanların isteği Rusların savaş cephelerinin daha çok olması Rus askeri gücünün zayıflaması idi onların tek isteği buydu.
3. Ordu'ya acil erzak lazımdı. Taarruz halinde asker aç kalabilirdi. Askerin kışlık giysisi de yoktu. Bu isteklere hükümet desteksiz kalmadı derhal
100 bin takım kışlık giyecek, yiyecek taşıyan üç gemi Karadeniz'den yola çıktı .
Bahr-i Ahmer, Bezm-i Alem ve Mithat Paşa gemileri Trabzon'a doğru seyir halinde iken Zonguldak Limanlarını bombalayan Ruslar gemileri fark etti. Belki  de içimizden biri ihbar etti. Çünkü her yerde hain vardı ve bu gemiler Ruslar tarafından batırıldı. Böylelikle Sarıkamış harekatını zafere götürecek olan askerlerimiz, yiyecek ve gıda maddelerimiz maalesef Karadeniz’in  derin sularına gömülmüş oluyordu.
Enver Paşa, cepheyi ziyaret ettiğinde ordunun perişan halini gördü. Ertesi gün orduya yayınladığı bir bildiriyle askerlere şöyle seslendi: “Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınız, sırtınızda paltonuz olmadığını da gördüm. Fakat karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda saldırarak Kafkasya'ya gireceğiz!
Görülen o ki, Enver Paşa -Hafız Hakkı Paşa'nın da desteğiyle– on binlerce vatan evladının canı, kanı pahasına, bilerek isteyerek büyük bir kumar oynadı.
Taarruz planına göre 9. 10. ve 11. kolordular 25 Aralık'ta Sarıkamış'ta buluşup hep birlikte Ruslara saldıracaktı.
22 Aralık'ta Sarıkamış Harekatı başladı. 11. Kolordu Aras Vadisi'ndeki asıl Rus kuvvetlerine saldırdı. 9.Kolordu Bardız, 10.Kolordu   Oltu yönünde güçlükle ilerledi. Enver Paşa da 9. Kolordu'yla birlikteydi. Askerimiz büyük fedakarlıklarla Oltu'ya ve Bardız'a girdi.
Enver Paşa'nın kuşatma kollarını 15 kilometre doğuya kaydırması, birlikler arasında haberleşmenin iyi olmaması, yorgun askerin dondurucu soğukta hiç dinlendirilmeden yürütülmesi, yıpratıcı gece taarruzları ve kötü hava şartları, ordunun saldırı gücünü azalttı.
En önemlisi de Hafız Hakkı Paşa'nın komutasındaki 10. Kolordu planlandığı gibi 25 Aralık'ta Sarıkamış'a ulaşmayı başaramadı.
Hafız Hakkı Paşa -Rusların eline geçtiği düşüncesiyle harekat planını değiştirdi. Elinde Ruslardan kalan ve dağları, tepeleri değil, sadece yolları gösteren bir harita vardı. O haritaya bakıp 15 km daha kuzeyden, Kotor-Kars yönünden Sarıkamış'a gitmeye karar verdi. Yolu uzatmıştı. Ayrıca haritada görünmeyen Allahuekber Dağları'nı aşması gerekecekti.
Zavallı askerler güçlükle yürüyorlardı. Bazılarının üzerinde köyden getirdikleri kıyafetleri vardı. Bazıları üşüyor, titriyor, bazıları ise donup öylece kalıyordu.
Dahası da vardı yanlış hesaplar, iletişimsizlik, kötü yönetim yüzünden 31. ve 32. tümenler yanlışlıkla tam dört saat birbirine kurşun sıktılar. 2000 askerimizi bu şekilde kaybettik.
25 Aralık'ta Enver Paşa, az bir kuvvetle de olsa Sarıkamış önlerindeydi. Eşi Naciye Sultan'a “Cici Sultanım” diye başlayan son bir mektup yazdı: şöyle diyordu.
“ Şimdiye kadar asker ve zabitler hiç kusursuz savaştılar. Ayaklarında çarık, sırtlarında palto bile yok… Sarıkamış önlerine çok az kayıpla geldik! Allah nasip ederse başarı kesin gözüküyor. Her şey biraz da Hafız'a bağlı… Eğer başarılı olmazsam ben de en son askerimle birlikte öleceğim…”
Hafız Hakkı Paşa ortalarda yoktu. Enver Paşa, gece karanlığında, iki alay askerle Sarıkamış'a saldırdı. Fakat 9. Kolordu Komutanı Ali İhsan Paşa'nın, “Bu soğukta, gece karanlığında taarruz olmaz” ısrarıyla taarruzu durdurdu. O gece eksi 30 derecede ormanda kalan askerlerin çoğu donarak can verdi. Türk taarruzuyla şaşıran Ruslar önce çekildiler, ancak taarruz durunca toparlanıp geri döndüler.
Allahuekber Dağları'nda kar yer yer üç metreyi aşıyordu. Asker saatte ancak bir kilometre ilerleyebiliyordu. Hafız Hakkı Paşa hızlı yürüsünler diye askerlerine sırt çantalarını attırdı. 10. Kolordu ancak 27 Aralık'ta Sarıkamış'a gelebildi. 13 bin kişiden geride sadece 3000 kişi kalmıştı.
General Yudaniç, 1 Ocak 1915'te Bardız-Sarıkamış üzerinden bir kuşatma harekatı başlattı. Enver Paşa ise 9. ve 10. kolorduları birleştirip Hafız Hakkı Paşa'nın emrine verip cepheden ayrıldı.
4 Ocak'ta Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi. Ancak yine geç kalmıştı. 9. Kolordu ile Kolordu Komutanı Ali İhsan Paşa, Ruslara esir düştü. Sarıkamış'ta esir olmaktan son anda kurtulan Hafız Hakkı Paşa ise çok geçmeden tifüsten hayatını kaybetti.
8 Ocak'ta Enver Paşa, İstanbul'a geri döndü.
I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya İmparatorluğu arasında Sarıkamış'ta gerçekleşen bu savaş Osmanlı İmparatorluğu için büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askerî girişimdir. Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı zayiatları 60.000 ve Rus zayiatları 30.000'dir.
Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:
“Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevk etmek istedim. Beni hiç görmedi. Zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş: “İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler. Sağ  başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda… Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”
Allahuekber Dağları, 37 bin şehit verilerek aşıldı ve Sarıkamış kuşatıldı. Sarıkamış kuşatma harekâtı aşırı soğuk ve açlık yüzünden, hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915’de sona erdi.
Osmanlı Ordusu bu dağlarda, 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdi. Rus birlikleri de bu savaşlarda 32 bin askerini kaybetti.
Ağır kış şartları yerini bahara bıraktığında ise Ruslar Doğu Anadolu’yu ele geçirecektir.
Aziz şehitlerimiz bizim için, içinde bulunduğumuz şu günler içinde (22 Aralık-15 Ocak) bir daha evlerine geri dönemeyeceklerini, bir daha anne- babalarına geri dönemeyeceklerini, bir daha eşlerine geri dönemeyeceklerini, bir daha baharları göremeyeceklerini bile bile, gözlerini kırpmadan kanlarını, canlarını feda ettiler. Onlara vefa borcumuz var. Onların bu inanılmaz, akıl almaz   fedakarlıklarını anlatmaya değil, anlamaya ihtiyacımız var.
“Vatan Sağ Olsun “ sözünü canlarını VATAN için feda ederek gereğini yerine getirdiler.
Ruhları şad olsun. Nur içinde yatsınlar.

 

Bu yazı 273 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum